ÖZ
Nezaketsizlik, başkalarını umursamadan sergilenen kaba, saygısız veya küçümseyici davranışlar olarak ifade edilmektedir. Bu tür davranışlar, çalışanlarda korku, öfke ve suçluluk gibi olumsuz duygulara neden olabilir. Bu duyguların sonucunda ise tükenmişlik ya da merhamet yorgunluğu ortaya çıkabilir. Nezaketsiz davranışlarla sıkça karşılaşan meslek gruplarının başında sağlık çalışanları gelmektedir. Sağlık çalışanları, hastaların tekrar sağlığına kavuşlabilmeleri için var güçleri ile çalışırken, bazen hasta yakınlarının nezaketsiz tutumlarıyla karşılaşırlar. Bu nezaketsiz tutumlar sağlık çalışanlarını olumsuz etkileyebilmektedir. Buradan hareketle bu çalışmanın amacı klinik hemşirelerinin sağlık hizmetlerini yerine getirirken karşılaşmış oldukları hasta yakını nezaketsizliğinin, negatif duygulanım ve merhamet yorgunluğu eğilimlerine etkisini tespit etmektir. Bu amaç kapsamında bir üniversite hastanesinde çalışan 560 klinik hemşiresi araştırmanın evreni olarak seçilmiştir. İlgili evrenden veri toplamak için anket formundan yararlanılmıştır. Anket formunu eksiksiz dolduran 242 klinik hemşiresi araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Örneklemden elde edilen veriler AMOS ve SPSS paket programlarından yararlanılarak analiz edilmiştir. Analiz sonuçlarına göre hasta yakını nezaketsizliği negatif duygulanımı pozitif etkilemektedir ve negatif duygulanım hasta yakını nezaketsizliği ile merhamet yorgunluğu arasındaki ilişkiye aracılık etmektedir. Bu bulgulara göre klinik hemşirelerinin hasta yakınlarının nezaketsiz davranışlarına maruz kalmaları negatif duygulanımlarını artırmakta ve bu durum merhamet yorgunluğuna yol açmaktadır.
JEL Sınıflaması: M, M10, M19
1. Giriş
İş hayatı, bireylerin sosyal ve psikolojik açıdan yoğun etkileşim yaşandığı temel alanlardandır. İş yerinde kurulan ilişkilerin niteliği ile çalışma koşullarının yapısı, bireyleri psikolojik, sosyal ve mesleki açıdan etkileyebilmektedir. Bu etki, zamanla yarışılan ve psikolojik dayanıklılığın kritik öneme sahip olduğu sağlık hizmetleri alanlarında daha fazla hissedilmektedir. Üretim ve tüketimin eş zamanlı gerçekleştiği bu tür hizmet sektörlerinde, çalışanların iş ortamında yaşadıkları olumlu ya da olumsuz deneyimler, zihinsel ve duygusal yüklere neden olabilmektedir.
Sağlık çalışanları, bireylerin en kırılgan ve yardıma muhtaç oldukları anda onlara hizmet vermeye çalışan meslek grubu arasındadır. Ancak sağlık çalışanları hastaların tekrar sağlıklarına kavuşabilmeleri için var güçleri ile çalışırken zaman zaman hasta yakınlarının nezaketsiz davranışlarıyla karşı karşıya kalabilmektedirler. Hasta yakınlarının stresli ruh halleri, hizmete erişim konusundaki beklentileri ya da iletişim eksiklikleri, sağlık çalışanlarına yönelik nezaketsiz tutumların ortaya çıkmasına neden olabilmektedir. Bu tür davranışlar; kaba davranma, küçümseyici tavırlar sergileme, hakaret etme ve tehditkar söylemler şeklinde kendini gösterebilir. Bu durum, sağlık çalışanlarının üzerindeki stresi artırarak; kaygıya, depresyona, intihar eğilimine (Estes ve Wang, 2008: 219), uyku sorunlarına (Estes ve Wang, 2008: 231), tükenmişliğe (Işıkay ve Taslak, 2021) ve agresif davranışlara (Özcan, 2022) yol açabilmektedir.
Modern toplumda ciddi bir mesleki tehlike olarak kabul edilen iş stresi, negatif duygulanıma da yol açabilmektedir. Negatif duygulanım, bireyin zaman içinde ve farklı durumlarda olumsuz duygular deneyimlemeye yönelik istikrarlı bir eğilim olarak tanımlamaktadır (Spector vd., 1999: 206). Sağlık çalışanlarının sürekli olarak hasta yakınlarının nezaketsiz davranışlarına maruz kalmaları, negatif duygulanım eğilimlerini artırabilmektedir. Negatif duygulanım eğilimleri artan sağlık çalışanları merhamet yorgunluğu gibi durumlarla karşılaşabilmektedirler.
Merhamet yorgunluğu, “bakımın bedeli” (Figley, 2002: 1433; Xie vd., 2021: 2) ve uzun süreli strese maruz kalmanın bir sonucu olarak; psikolojik, fizyolojik, duygusal bir tükenmişlik ve işlev bozukluğu durumu olarak tanımlanmaktadır (Marshman vd., 2021: 530). Sağlık çalışanları, görevlerini yerine getirirken fiziksel, zihinsel ve duygusal kaynaklarını yoğun biçimde kullanmak zorundadır. Bu kaynak tüketimi; acil durumlar, ölüm ve ağır hastalıklarla sık karşılaşma, zaman baskısı, vardiyalı çalışma, çatışmalar, yönetim baskısı ve hasta yakınlarının nezaketsiz tutumları gibi çevresel stres faktörleriyle daha da artmaktadır (Coetzee ve Laschinger, 2017: 10). Bu faktörler ve nedenler, merhamet yorgunluğunu tetikleyebilmektedir (Coetzee ve Klopper, 2010: 237).
Çevresel stres faktörlerinden olan hasta yakınlarının nezaketsiz davranışları sağlık çalışanlarının duygusal dünyasında derin izler bırakabilir ve özellikle negatif duygulanımı tetikleyerek, uzun vadede merhamet yorgunluğuna yol açabilir. Duygusal Olaylar Teorisine* göre, iş yerinde yaşanan bu tür olaylar, çalışanların duygusal tepkilerini ve sonuç olarak işlerine karşı tutum ve davranışlarını önemli ölçüde etkiler (Weiss ve Cropanzano, 1996). Bu bağlamda, sağlık çalışanlarının hasta yakınlarından kaynaklanan nezaketsiz davranışlarla karşılaşmaları, önemli bir duygusal olay olarak değerlendirilebilir. Teoriye göre, bu tür olumsuz olaylar sağlık çalışanlarında negatif duygulanıma yol açabilir. Gelişen bu negatif duygusal durumun ise, sağlık çalışanlarının merhamet yorgunluğu eğilimini artırabilir. Nitekim hasta yakınlarının sergilediği nezaketsiz tutumun yarattığı olumsuz duygusal atmosfer, sağlık çalışanlarının ruh sağlığını ve mesleki motivasyonunu olumsuz yönde etkileyerek, merhamet yorgunluğu yaşamalarına yol açabilir. Yapılan araştırmalarda da negatif duygulanımın merhamet yorgunluğunu pozitif etkilediği ortaya konulmuştur (Evli vd., 2023). Benzer şekilde nezaketsizliğin; tükenmişliği, stresi, depresyonu ve negatif duygulanımı pozitif etkilediği tespit edilmiştir (Han vd., 2022).
Literatürdeki bulgular ve Duygusal Olaylar Teorisi çerçevesinde, bu araştırmanın temel amacı; hasta yakını nezaketsizliğinin merhamet yorgunluğu üzerindeki etkisinde negatif duygulanımın aracılık rolünü tespit etmektir. Literatür taramasının yapıldığı dönemde ilgili değişkenleri tek bir modelde ele alan bir çalışmaya rastlanılmamıştır. Bu kapsamda bu çalışmanın literatürdeki boşluğu doldurmaya katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Bununla birlikte kamuoyunda sağlık çalışanlarına yönelik nezaketsiz davranışlar sıklıkla gündeme gelmektedir. Bu çalışmanın amaçları arasında; bu nezaketsiz davranışların sağlık çalışanlarını nasıl etkilediğini ve hangi sorunlara yol açtığını tespit ederek toplumsal farkındalık yaratmak da vardır. Ayrıca, sağlık çalışanlarına yönelik nezaketsizliği engellemek için geliştirilen eğitim programlarına bilimsel veri sunmak da çalışmanın diğer amaçları arasındadır.
2. Kavramsal Çerçeve
2.1. İşyeri Nezaketsizliği
Nezaketin temel koşulu diğer insanlara saygı göstermektir. Nezaket birlikte yaşamak için yapılması gereken birçok fedakarlığın toplamı, özdenetim mekanizmasının etkin olduğunu göstermenin bir yolu (Estes ve Wang, 2008: 226) ve ahlaki standartların bir ölçütü olarak kabul edilir. Nezaketsizlik ise nezaketin tam tersidir. Andersson ve Pearson (1999) nezaketsizliği, kişilerarası ilişkilerde başkalarını umursamadan ve saygı normlarını ihlal ederek sergilenen kaba ve saygısız davranışlar olarak tanımlamaktadırlar (Andersson ve Pearson, 1999: 452-455). Zauderer (2002) ise nezaketsizliği, kötü bir davranış olarak nitelendirmiştir. Toplum içinde birini azarlamak, olumsuz göz teması kurmak (Estes ve Wang, 2008: 226-227), küçümseyici tavırlar sergilemek (Schilpzand vd., 2016: 57), hakaret etmek veya bağırmak, kötü olarak ifade edilen nezaketsiz davranışlara örnek olarak gösterilebilir (Blau ve Andersson, 2005: 596).
Nezaketsizlik; fail(ler), hedef(ler), tanık(lar) ve sosyal etkileşim gibi unsurların katkısıyla ortaya çıkan (Andersson ve Pearson, 1999: 457); ilişkilerin bozulmasına ve empatinin aşınmasına yol açabilen kötü bir eylemdir. Örgütsel bağlamda nezaketsizlik ise, örgütte saygı normlarının (Pearson vd., 2000: 125) ve görgü kurallarının ihlal edilerek başkalarına karşı duyarsız veya saygısız davranmayı ifade etmektedir (Andersson ve Pearson, 1999: 455). Başka bir ifade ile işyeri nezaketsizliği, bir organizasyona, çalışanlarına veya paydaşlarına zarar veren veya zarar vermeyi amaçlayan (Pearson vd., 2001: 1389-1399) belirsiz niyetli, düşük yoğunluklu sapkın ve antisosyal davranışlardır (Spence Laschinger vd., 2009: 304-303).
Zorbalık ve mobbing olarak da adlandırılan işyeri nezaketsizliği (Estes ve Wang, 2008: 218) kasıtlı ve açık saldırgan eylemlere yol açan sosyal etkileşimin başlangıç noktası olabilir (Pearson vd., 2000: 123). Başka bir ifade ile işyeri nezaketsizliği çeşitli dinamikleri tetikleyebilir (Blau ve Andersson, 2005: 596) ve saldırgan eylemlerin habercisi olabilir (Andersson ve Pearson, 1999: 454). Nitekim bir çalışan, nezaketsiz bir davranışla karşılaştığında, aynı şekilde nezaketsizlikle misilleme yapabilir ve bu da daha saldırgan davranışlara dönüşen bir zincirleme tepkiye yol açabilir (Pearson vd., 2000: 131). Bu tür durumlarda, başlangıçta ortaya çıkan kaba sözler veya saygısız davranışlar, zamanla daha yoğun bir çatışmaya dönüşerek fiziksel saldırganlığa yol açabilir (Pearson ve Porath, 2005: 12).
Her üç çalışandan birinin maruz kaldığı (Pearson vd., 2000: 123; Pearson ve Porath, 2005: 8) nezaketsizliğin ortaya çıkmasında hizmet alanlar, iş arkadaşları ve yöneticiler etkili olur. Yönetici ve iş arkadaşları nezaketsizliğinin failleri kuruluşun içindedir, hizmet alan nezaketsizliğinin failleri ise kuruluşun dışındadır (Namin vd., 2021: 2). Bu faillerin nezaketsiz davranışları örgütler için birçok sorunu da beraberinde getirmektedir. Nitekim yapılan çalışmalarda iş yeri nezaketsizliğinin; mesleki karar pişmanlığını (Shin vd., 2025), iş arama davranışını (Hatmaker vd., 2024), presenteeismi (işte var olamama), işten ayrılma niyetini (Durmuş vd., 2024) ve tükenmişliği artırdığı tespit edilmiştir. Bununla birlikte işyeri nezaketsizliğinin; iş tatminini, örgütsel bağlılığı (Lee vd., 2024), örgütsel vatandaşlık davranışını, performansı, yaratıcılığı, (Al-Romeedy ve El-Sisi, 2024), işte kendini yetiştirmeyi (Akar, 2024), işyeri maneviyatını (Görken ve Bozacı, 2024), çalışan verimliliğini (Kıraç, 2024), bakım sorumluluğunu (Allari vd., 2025) ve mesleği bağlılığı (Konuk ve Koçak, 2025) azalttığı da görülmüştür.
2.2. Merhamet Yorgunluğu
Merhamet yorgunluğu terimi ilk olarak Joinson tarafından 1992’de acil serviste hemşireler arasındaki tükenmişliğin nedeni araştırılırken fark edilmiş (Coetzee ve Laschinger, 2017: 4; Coetzee ve Klopper, 2010: 235) ve hemşireler, doktorlar, din adamları ve psikologlar gibi meslek grupları arasında yaygın bir deneyimi tanımlamak için kullanmıştır. Bu deneyimi Figley (1995, 2002) başlangıçta “ikincil travmatik stres bozukluğu” olarak ifade ederken daha sonra “merhamet yorgunluğu” olarak kavramsallaştırmıştır (Yang ve Kim, 2012: 38). Figley (1995, 2002), merhamet yorgunluğunu, “bakımın bedeli” (Figley, 2002: 1433; Xie vd., 2021: 2) ve uzun süreli strese maruz kalmanın bir sonucu olarak; psikolojik, fizyolojik, duygusal bir tükenmişlik ve işlev bozukluğu durumu olarak tanımlanmıştır (Marshman vd., 2021: 530). Başka bir ifade ile merhamet yorgunluğu, hastalar ve aileleriyle uzun süreli yakın etkileşimde bulunmanın (Jin vd., 2021: 1), onların yaşadıkları acılara tanıklık etmenin (Figley, 2002: 1435) ve onlara yardım etme çabasının (Bride vd., 2007: 155) neden olduğu ilerleyici ve kümülatif bir sürecin nihai bir sonucudur (Coetzee ve Klopper, 2010: 237).
Birçok duygu merhamet yorgunluğuna yol açabilir. Nitekim merhamet yorgunluğu empati ile yakından ilişkilidir. Empati kurma hem başkalarına yardım etmenin hem de merhamet yorgunluğunun temel taşı olabilir. Empatinin varlığı yardım etme arzusunu artırabilir (Figley, 2002: 1436). Ancak empati sağlıksız hale geldiğinde strese, tükenmişliğe ve merhamet yorgunluğuna yol açabilir (Abendroth ve Flannery, 2006: 347). Merhamet yorgunluğu çaresizlik hissiyle de yakından ilişkilidir. Bu his, hemşirelerin hastalardan izole olmasına (Figley, 2002: 1436), uzaklaşmasına, hastalara karşı merhametin azalmasına ve uygun görülen hasta bakımını sağlanmamasına neden olabilir. Aynı zamanda hemşireler ile hastalar arasındaki anlamlı ve amaçlı etkileşimin kaybolmasına yol açabilir (Coetzee ve Laschinger, 2017: 4).
Hemşirelerde yaygın olarak görülen (Jin vd., 2021: 1; Xie vd., 2021: 2) merhamet yorgunluğu; hemşireleri fiziksel, duygusal (Marshman vd., 2021: 530), psikolojik ve davranışsal olarak olumsuz etkileyebilir. Yorgunluk, motivasyonsuzluk, duyarsızlaşma, çaresizlik, yetersizlik, farkındalığın azalması, dikkatsizlik, can sıkıntısı, konsantre olamama (Coetzee ve Klopper, 2010: 241), travmayı hatırlatan şeylerden kaçınma, öfkelenme, uyku bozukluğu, çabuk sinirlenme, üzüntü, geri çekilme, görevden kaçınma (Yang ve Kim, 2012: 39), depresyon, madde bağımlılığı ve olumsuz kişisel ilişkiler gibi belirtilerin varlığı merhamet yorgunluğu tanısına yol açacaktır. Ayrıca, merhamet yorgunluğu yalnızca hemşirelerin kişisel yaşam kalitesi üzerinde olumsuz sonuçlara yol açmakla kalmaz, aynı zamanda verimsizlik ve performans düşüklüğü gibi örgütleri olumsuz etkileyebilecek sorunlara da neden olabilir (Jin vd., 2021: 2).
2.3. Negatif Duygulanım
Watson ve Clark (1984) negatif duygulanımı, bireyin zaman içinde ve farklı durumlarda olumsuz duygular deneyimlemeye yönelik istikrarlı bir eğilim olarak tanımlamışlardır (Spector vd., 1999: 206). Korku, öfke, gerginlik, suçluluk, hor görme ve iğrenme gibi çeşitli olumsuz ruh hali durumlarını içeren negatif duygulanım, depresyon ve kaygının temel kaynaklarından biridir (Watson vd., 1988: 1063) ve duygusal hayatımızın hoş olmayan tarafını yansıtmaktadır (Zhang ve Shi, 2017: 980).
Bireyin kötü bir ruh hali içinde olması, olumsuz durum unsurlarını seçici bir şekilde algılamasına ve geçmişte yaşanan olumsuz deneyimleri daha çok hatırlamasına neden olabilir (Carver ve Scheier, 1990: 28). Baumeister vd. (2001), olumsuz deneyimlerin olumlu olanlara kıyasla daha güçlü bir etkiye sahip olduğunu, bireylerin olumsuz bilgilere karşı daha duyarlı olduklarını ve bu bilgileri daha dikkatli işleyip daha uzun süre hatırlama eğiliminde olduklarını öne sürmüşlerdir. Başka bir ifade ile bireyler olumlu olaylara kıyasla olumsuz olaylara daha güçlü ve belirgin tepkiler verme eğilimindedirler (Larsen, 2009: 250-251).
Negatif duygulanım, psikolojik sağlamlığı (Kabasakal ve Yıldız, 2024; Sarıkabak ve Cana, 2025) ve örgütsel özdeşleşmeyi azaltmaktadır (Aşık, 2017). Bununla birlikte, negatif duygulanım; örgütsel sapma davranışlarını (Ağtaş ve Soybalı, 2024), örgütsel yabancılaşmayı (İlhan ve Çakıcı, 2022), üretkenlik karşıtı iş davranışlarını (Samnani vd., 2014) ve örgütsel sinizmi artırmaktadır. Ayrıca negatif duygulanım, örgütsel dışlanma ile örgütsel sinizm arasındaki ilişkiye aracılık etmektedir (Yıldırım ve Akın, 2018). Örgütsel adaletsizlik ise negatif duygulanımı artırmakta ve bunun sonucunda çalışanlar, örgüt hakkında olumsuz bilgiler paylaşmaktadırlar (Lee, 2022).
3. Yöntem
3.1. Araştırmanın Amacı
Bu çalışmanın amacı hasta yakını nezaketsizliğinin merhamet yorgunluğuna etkisinde negatif duygulanımın aracılık rolünü tespit etmektir. Bu kapsamda İnönü Üniversitesi Etik Kurulu’ndan 23.05.2025 tarihli 11 oturum sayılı ve 15 karar sayılı etik kurul onayı alınmıştır.
3.2. Araştırmanın Yöntemi, Evreni, Örneklemi ve Kısıtları
Nicel araştırma yöntemi kullanılan bu çalışmanın ana kitlesini bir üniversite hastanesinde görev yapan 560 klinik hemşiresi oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında oluşturulan anket formu, basit tesadüfi örnekleme ve yüz yüze anket tekniğiyle klinik hemşirelerine uygulanarak veriler toplanmıştır. Anket formunu eksiksiz dolduran 242 klinik hemşiresi, çalışmanın örneklemini meydana getirmiştir.
Örneklemin ana kitleyi temsil etme yeterliliği yapılan hesaplama (%95, σ=0,05, H=±0,05, p=0,5, q=0,5) sonucunda 229 olarak bulunmuştur. Bu kapsamda örneklemi oluşturan 242 klinik hemşiresinin evreni temsil yeterliliğine sahip olduğu değerlendirilmektedir.
Örneklem seçilirken tüm klinik hemşirelerinin çalışmaya katılımı hedeflenmiştir. Ancak zaman, maliyet ve katılımcılarla birebir görüşme imkanları; geniş kapsamlı alan araştırmalarını sınırlamaktadır. Bu nedenle, araştırmanın ana kitlesi olarak bir üniversite hastanesinde çalışan klinik hemşireleri seçilmiştir. Bu durum çalışmanın genelleştirilmesini sınırlamaktadır.
3.3. Araştırmada Kullanılan Ölçekler
Araştırmada veri toplama aracı olarak kullanılan anket formu 3 bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde klinik hemşirelerinin hasta yakını nezaketsizliği algılarını tespit etmek için Guidroz vd. (2010) tarafından geliştirilen, Bolat ve Özmen (2019) tarafından Türkçeye uyarlanıp geçerlilik ve güvenirlik analizi yapılan “hemşirelikte nezaketsizlik ölçeği” kullanılmıştır. Ölçek toplam 43 maddeden ve 6 boyuttan oluşmaktadır. Bu çalışmada, araştırmanın amacına uygun olarak sadece “Hasta/Ziyaretçi Nezaketsizliği” boyutu bağımsız değişken olarak belirlenmiştir.
İkinci bölümde, klinik hemşirelerinin negatif duygulanım eğilimlerini tespit etmek için Watson vd. (1988) tarafından geliştirilen, Gençöz (2000) tarafından Türkçeye uyarlanıp geçerlilik ve güvenirlik analizi yapılan “Pozitif ve Negatif Duygu Ölçeği” kullanılmıştır. Ölçek toplam 20 maddeden ve 2 boyutttan oluşmaktadır. Bu çalışmada, araştırmanın amacına uygun olarak sadece “negatif duygu” boyutu aracı değişken olarak belirlenmiştir.
Üçüncü bölümde ise klinik hemşirelerinin merhamet yorgunluğu eğiliminlerini tespit etmek için Adams vd. (2006) tarafından geliştirilen, Dinç ve Ekinci (2019) tarafından Türkçeye uyarlanıp geçerlilik ve güvenirlik analizi yapılan “Merhamet Yorgunluğu Kısa Ölçeği” kullanılmıştır. Ölçek toplam 13 maddeden ve 2 boyuttan (ikincil travma, mesleki tükenmişlik) oluşmaktadır.
3.4. Araştırmanın Modeli ve Hipotezleri
Model, doğrudan gözlemlenemeyen olguların kavrayışını kolaylaştırmak ve karmaşık yapıları daha anlaşılır hale getirmek için kullanılan analitik bir araçtır. Hipotez ise, iki veya daha fazla değişken arasındaki ilişkiyi test etmek amacıyla öne sürülen önermelerdir (Gürbüz ve Şahin, 2018: 73-76). Bu çerçevede, araştırmanın modelinde “hasta yakını nezaketsizliği” bağımsız değişken, “merhamet yorgunluğu” bağımlı değişken ve “negatif duygulanım” aracı değişken olarak belirlenmiştir. Değişkenler arasındaki ilişkileri açığa çıkarmak amacıyla, araştırma modeli ve hipotezler aşağıdaki şekilde oluşturulmuştur (Şekil 1):
Araştırmanın hipotezleri:
H1: Hasta yakını nezaketsizliği negatif duygulanımı pozitif etkilemektedir.
H2a: Negatif duygulanım, hasta yakını nezaketsizliği ile ikincil travma arasındaki ilişkiye aracılık etmektedir.
H2b: Negatif duygulanım, hasta yakını nezaketsizliği ile mesleki tükenmişlik arasındaki ilişkiye aracılık etmektedir.
3.5. Bulgular
Veri analizinin ilk aşamasında, çarpıklık ve basıklık analizi yapılmış ve elde edilen sonuçlar Tablo 1’de sunulmuştur:
Tablo 1’e bakıldığında, değişkenlerin Skewness ve Kurtosis katsayılarının -1 ile +1 arasında yer aldığı görülmektedir. Bu bulgular, veri setinin normal dağılım özelliklerine sahip olduğunu ve bu nedenle parametrik analizlerin yapılacağını göstermektedir (Seçer, 2015: 25).
Veri analizinin ikinci aşamasında, araştırmada kullanılan ölçeklerin geçerliliği ile güvenilirliği test edilmiştir. Ölçeklerin yapı geçerliliğini test etmek üzere AMOS 23.0 programında en yüksek olabilirlik (maximum-likelihood) yöntemi kullanılarak doğrulayıcı faktör analizi yapılmıştır. Elde edilen sonuçlar Tablo 2’de yer almaktadır.
Tablo 2’de yer alan sonuçlar incelendiğinde, hasta yakını nezaketsizliğinin, negatif duygulanımın ve merhamet yorgunluğunun alt boyutları ikincil travmanın ve mesleki tükenmişliğin kabul edilebilir [Kabul edilebilir düzeydeki uyum indeks değerleri: N=242; χ2/df≤4-5; SRMR=0,06-0,08; TLI=0,90-0,94; GFI=0,85-0,89; CFI≥0,95; (Bryne, 2016; Gürbüz, 2021; Meydan ve Şeşen, 2015)] ve iyi uyum indeks değerlerine [İyi uyum indeks değerleri, N=242; χ2/df≤3; SRMR=≤0,05; GFI≥0,90; TLI≥0,95; CFI≥0,97 (Bryne, 2016; Gürbüz, 2021; Meydan ve Şeşen, 2015)] sahip olduğu belirlenmiştir.
Veri analizinin üçüncü aşamasında her bir değişkene ait aritmetik ortalama ile standart sapma değerleri hesaplanmış ve değişkenler arasındaki ilişkiyi tespit etmek için korelasyon analizi yapılmıştır. Analiz sonuçları Tablo 3’te verilmiştir.
Korelasyon analizi sonuçlarına göre hasta yakını nezaketsizliği ile negatif duygulanım (0,342) ve ikincil travma (0,306) arasında pozitif yönlü orta düzey, hasta yakını nezaketsizliği ile mesleki tükenmişlik (0,223) arasında pozitif yönlü zayıf düzeyde anlamlı bir ilişki vardır. Yine negatif duygulanım ile ikincil travma (0,507) ve mesleki tükenmişlik (0,444) arasında da pozitif yönlü orta düzey anlamlı bir ilişki vardır.
Tablo 4 incelendiğinde hasta yakını nezaketsizliğinin, negatif duygulanımı anlamlı düzeyde ve pozitif yönde [β=0,384, %95 güven aralığı (GA) (0,2506, 0,5193), t=5.6453, p<0,000] yordadığı görülmektedir. Hasta yakını nezaketsizliği, negatif duygulanımın toplam varyansının %11’ini açıklamaktadır. Hasta yakını nezaketsizliği değişkeninde oluşabilecek her 1 birimlik değişme, negatif duygulanım değişkeninde 0,334’lük bir değişime neden olabilecektir. Bu bulgular, H1 hipotezini desteklemektedir.
Tablo 4 incelendiğinde hasta yakını nezaketsizliği ve negatif duygulanımın, merhamet yorgunluğunun ikincil travma boyutu üzerindeki birlikte etkisi görülmektedir. Buna göre negatif duygulanım ikincil travmayı anlamlı ve pozitif yönde [β=0,444, %95 GA (0,3311, 0,5567), t=7.7779, p<0,000] yordamaktadır. Hasta yakını nezaketsizliği ve negatif duygulanım, ikincil travmanın toplam varyansının %27’sini açıklamaktadır. Hasta yakını nezaketsizliği ve negatif duygulanımda oluşabilecek her 1 birimlik değişmenin, ikincil travmada 0,444’lük bir farklılığa yol açtığı görülmüştür. Ayrıca, hasta yakını nezaketsizliğinin ikincil travma üzerindeki dolaylı etkisi anlamlı olduğu ve negatif duygulanımın bu iki değişken arasındaki ilişkiye aracılık ettiği [β =0,171, %95 GA (0,0956, 0,2639)] tespit edilmiştir. Bu bulgular, H2a hipotezini desteklemektedir.
Son olarak, Tablo 4 incelendiğinde hasta yakını nezaketsizliği ve negatif duygulanımın, merhamet yorgunluğunun mesleki tükenmişlik boyutu üzerindeki birlikte etkisi görülmektedir. Buna göre negatif duygulanım mesleki tükenmişliği anlamlı ve pozitif yönde [β=0,398, %95 GA (0,2825, 0,5145), t=6.7672, p<0,000] yordamaktadır. Hasta yakını nezaketsizliği ve negatif duygulanım, mesleki tükenmişliğin toplam varyansının %20’sini açıklamaktadır. Hasta yakını nezaketsizliği ve negatif duygulanımda oluşabilecek her 1 birimlik değişmenin, mesleki tükenmişlikte 0,398’lik bir farklılığa yol açtığı görülmüştür. Ayrıca, hasta yakını nezaketsizliğinin mesleki tükenmişlik üzerindeki dolaylı etkisi anlamlı olduğu ve negatif duygulanımın bu iki değişken arasındaki ilişkiye aracılık ettiği [β=0,153, %95 GA (0,0787, 0,2466)] tespit edilmiştir. Bu bulgular, H2b hipotezini desteklemektedir.
Elde edilen bulgular genel olarak değerlendirildiğinde hasta yakını nezaketsizliği negatif duygulanımı ve merhamet yorgunluğunu pozitif etkilemektedir. Negatif duygulanım hasta yakını nezaketsizliği ile merhamet yorgunluğu (ikincil travma, mesleki tükenmişlik) arasındaki ilişkiye aracılık etmektedir.
4. Çalışmanın Kısıtlılıkları
Her araştırmada olduğu gibi bu çalışmanın da belirli sınırlamaları bulunmaktadır. Zaman ve maliyet faktörleri ile birebir görüşme olanaklarının kısıtlılığı, geniş çaplı saha araştırmalarının yapılmasını zorlaştırmaktadır. Bu nedenle, araştırma yalnızca bir üniversite hastanesinin klinik bölümünde görev yapan hemşirelerle sınırlandırılmıştır. Bu durum, elde edilen sonuçların genelleştirilmesini mümkün kılmamaktadır. Ayrıca, çalışmada kesitsel araştırma yöntemi tercih edilmiştir, bu da zaman içinde değişkenler arasındaki ilişkilerin incelenmesini sınırlamaktadır. Gelecekte yapılacak araştırmalarda, farklı meslek gruplarına ve sektörlere odaklanılması, boylamsal yöntemlerle değişkenler arasındaki neden-sonuç ilişkilerinin analiz edilmesi, elde edilen bulguların daha geniş bir çerçevede değerlendirilebilmesine katkı sağlayacaktır.
5. Sonuç ve Öneriler
Günümüzde hemşirelerin karşılaştıkları temel sorunlar arasında hasta yakını nezaketsizliği öne çıkmaktadır. Hasta yakınlarının nezaketsiz davranışları hemşirelerin duygularını olumsuz etkileyebilmekte, travmaya ve mesleki tükenmişliğe yol açabilmektedir.
Yapılan korelasyon analizinde hasta yakını nezaketsizliği ile negatif duygulanım arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Yapılan aracılık analizine göre hasta yakını nezaketsizliği negatif duygulanımı anlamlı düzeyde pozitif yönde etkilemektedir. Bu bulguların literatürdeki bulgularla benzerlik gösterdiği ifade edilebilir. Nitekim yapılan çalışmalarda nezaketsizlik ile negatif duygulanım arasında pozitif bir ilişki tespit edilmiş (Han vd., 2022) ve nezaketsizliğin negatif duygulanımı pozitif etkilediği ortaya konulmuştur (Evli vd., 2023; Özcan, 2022). Ayrıca negatif duygulanım örgütsel dışlanma ile pozitif, yaşam doyumu ve duygusal zeka ile negatif bir ilişkiye sahip olduğu görülmüştür (Zhang ve Shi, 2017). Nezaketsizlikle birlikte iş stresi (Falatah ve Alhalal, 2022), öfke (Yurcu, 2017), özsaygıya yönelik tehditler (Morris ve Long, 2002), çatışma, örgütsel kısıtlamalar, niceliksel iş yükü ve toksik liderlik negatif duygulanımı artıran faktörler arasındadır (Hadadian ve Sayadpour, 2018). Negatif duygulanım ise iş tatmininde (Özdemir, 2015), iş doyumunda ve örgütsel özdeşleşmede azalmaya (Aşık, 2017); iş-aile çatışmasında (Bruck ve Allen, 2003) ve tükenmişlikte artışa yol açabilmektedir (Zapf ve Holz, 2006).
Yapılan korelasyon analizinde hasta yakını nezaketsizliğinin ve negatif duygulanımın, merhamet yorgunluğunun ikincil travma ve mesleki tükenmişlik boyutları ile pozitif yönlü anlamlı bir ilişki sahip oldukları tespit edilmiştir. Yapılan aracılık analizinde, hasta yakını nezaketsizliğinin ve negatif duygulanımın, merhemet yorgunluğunun ikincil travma ve mesleki tükenmişlik boyutlarını birlikte yordadıkları tespit edilmiştir. Bu bulguların literatürle benzerlik gösterdiği ifade edilebilir. Yapılan çalışmalarda; iş stresinin (Yang ve Kim, 2012), hasta yakını ilgisizliğinin (Gök, 2015), kaygının (Abendroth ve Flannery, 2006), yetersiz olumlu geri bildirimin (Coetzee ve Laschinger, 2017), tedirginliğin ve negatif duygulanımın merhamet yorgunluğunu pozitif etkilediği tespit edilmiştir (Evli vd., 2023). Bununla birlikte psikolojik dayanıklığın (Sevin ve Günüşen, 2021; Durgu ve Durmuş, 2023), öz-bakımın, farkındalığın (Şeremet ve Ekinci, 2021), hizmetkâr liderliğin ve örgütsel desteğin merhamet yorgunluğunu negatif etkilediği ortaya konulmuştur (Şafak vd., 2023). Hemşirelerin merhamet yorgunluğu eğilimlerinin artması ise iş doyumunda (Avcı vd., 2022), yaşam doyumunda (Söyler vd., 2023), hasta güvenliği tutumunda (Ertümer ve Kaya, 2022) ve hasta memnuniyetinde düşüşe neden olabilir. Ayrıca hemşire devir hızında ve tıbbi hatalarda artışa yol açabilir (Jin vd., 2021: 2).
Aracılık testi sonuçlarına göre hasta yakını nezaketsizliğinin merhamet yorgunluğunun ikincil travma ve mesleki tükenmişlik boyutları üzerindeki dolaylı etkisi anlamlıdır ve negatif duygulanım bu değişkenler arasındaki ilişkiye aracılık etmektedir. Bu bulgunun literatürdeki bazı çalışmalarla desteklendiği ifade edilebilir. Nitekim yapılan çalışmalarda negatif duygulanımın, nezaketsizlik ile üretkenlik karşıtı iş davranışları arasındaki ilişkiye (Özcan, 2022) ve örgütsel dışlanma ile tükenmişlik arasındaki ilişkiye aracılık ettiği tespit edilmiştir (Özgen ve Özmen, 2023).
Nezaketsizlik göz ardı edildiğinde, bireyler, hizmet alanlar ve örgütler için ciddi olumsuzluklar doğurabilir (Pearson ve Porath, 2005: 9). Nitekim Amerika’da yapılan bir çalışmaya katılan bireylerin %91’i nezaketsizliği büyük bir sorun olarak tanımlamış ve şiddetin artışına katkıda bulunduğunu ifade etmişlerdir (Andersson ve Pearson, 1999; Pearson vd., 2000). Yapılan başka çalışmalarda ise nezaketsizliğin; kaygıyı, depresyonu, intihar eğilimini (Estes ve Wang, 2008: 219), uyku sorunlarını, düşük öz saygıyı (Estes ve Wang, 2008: 231), işten ayrılma niyetini (Namin vd., 2021), stresi (Erol vd., 2018; Yıldız ve Bayrakçı, 2020), örgütsel sinizmi (Çoban ve Deniz, 2021), aidiyeti, intikam alma isteğini, tükenmişliği, işyeri zorbalığını, örgütsel dışlanmayı, mobbingi, örgütsel sessizliği, sosyal kaytarmayı (Işıkay ve Taslak, 2021), agresif davranışları, üretkenlik karşıtı iş davranışlarını (Özcan, 2022) ve iş-aile çatışmasını artırdığı tespit edilmiştir. Öte yandan nezaketsizlik; örgütsel vatandaşlık davranışını (Aknar ve Bayram, 2022), örgütsel güveni, yaşam doyumunu, verimliliği, örgütsel bağlılığı (Kumral ve Çetin, 2016), üretkenliği, performansı, motivasyonu, yaratıcılığı (Pearson ve Porath, 2005: 8), iş tatminini, sağlığı (Reio Jr ve Ghosh, 2009), iş doyumunu, etik iklim algısını, bilgi paylaşma tutumunu, örgütsel adalet algısını, öznel iyi oluş halini, pozitif duygu durumunu, sosyal destek algısını (Işıkay ve Taslak, 2021), örgütsel mutluluğu (Beşen ve Yurdakul, 2023), işe adanmayı ve psikolojik sermayeyi olumsuz yönde etkilemektedir (Baran ve Karavelioğlu, 2022). Nezaketsizlik maddi kayıplara da neden olabilmektedir. Nezaketsizliğinin çalışan başına yıllık maliyetinin 14.000 dolar olduğu tahmin edilmektedir (Namin vd., 2021; Schilpzand vd., 2016).
Sonuç olarak, hasta yakını nezaketsizliği, negatif duygulanımı artırmakta ve bu olumsuz duygu durumu, merhamet yorgunluğuna (ikincil travma, mesleki tükenmişlik) yol açmaktadır. Bu durum hemşireleri, hastaları, hasta yakınlarını ve örgütü olumsuz olarak etkileyebilmektedir. Bu tür olumsuz durumların üstesinden gelbilmek için şu önerilerde bulunulanabilir:
• Hastanelerde nezaketsizlik vakalarına karşı etkili şikayet mekanizmaları oluşturulmalı, hasta yakınlarına yönelik farkındalık programları düzenlenerek sağlık çalışanlarına karşı daha saygılı ve anlayışlı olmaları teşvik edilmelidir.
• Hastaneler, hasta yakınlarının davranışlarını analiz ederek en sık karşılaşılan sorunları belirlemeli ve çözüm odaklı politikalar geliştirmelidir.
• Hemşirelere nezaketsizlikle ve merhamet yorgunluğuyla başa çıkma konusunda eğitimler verilmelidir.
• Hemşire yöneticileri, merhamet yorgunluğu konusunda bilinçlenmeli ve hemşirelerin motivasyonlarını korumak için gerekli görev değişiklikleri ve destekleyici programlar oluşturmalıdır.
• Psikolojik dayanıklılığı artırmak amacıyla düzenli psikolojik destek ve danışmanlık hizmetleri sağlanmalıdır.
*Duygusal Olaylar Teorisi: Bu teoriye göre iş ortamında karşılaşılan olaylar sonucunda geliştirilen duygulanımlar, çalışanların tutum ve davranışlarını şekillendirmektedir.


